Eski New York Güney Bölgesi Başsavcısı Bharara, kitabından bazı bölümleri CNBC yayın kuruluşuyla paylaştı. Eski Başsavcı Bharara, 333 sayfadan oluşan “ Bir savcının, suç, ceza ve hukukun üstünlüğü konusundaki düşünceleri” adlı kitapta, Sarraf davasının bilinmeyen bazı yönlerine de yer verdi.

BHARARA: 'BU DAVAYI ORTAYA ÇIKARANLARIN BİR ÇOĞU KAYBEDİLDİ'

Eski Başsavcı Bharara, kitabından Sarraf davasıyla yer alan bazı bölümleri de CNBC ile paylaştı. Bharara, kitabında Sarraf davasıyla ilgili bölümünde “Türkiye'de Rıza Sarraf aleyhinde açılan dava yok oldu. Bu davayı ortaya çıkaran kişilerin birçoğu da kaybedildi.” diyerek çok ağır bir iddiada bulundu. Henüz piyasaya çıkmayan Bharara’nın kitabında, Sarraf davasıyla ilgili şu ana kadar açıklanan bazı bölümlerde yazdıkları şöyle:
‘SARRAF’IN TÜRKİYE’DE ÜST SİYASETÇİLERLE İLİŞKİSİ VARDI’

“2016 yılının Mart ayında Rıza Sarraf ve ailesi Türkiye’den Disney World'e tatil yapmak için bir yolculuğa çıktı. Sarraf, hem İran hem de Türk vatandaşı olan İran asıllı bir altın tüccarıydı. Sarraf’ın, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu ülkedeki bazı üst düzey siyasiler ve işadamlarıyla yakın ilişkileri vardı. Türkiye’nin Ekonomiden sorumlu Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye’nin en büyük devlet bankalarından biri olan Halkbank'ın eski Genel Müdürü Süleyman Aslan da bu kişilerin arasındaydı.”

‘SARRAF SADECE BİR YILDA 10 MİLYAR DOLARLIK ANLAŞMA YAPTI’

“Savcı Michael, Sarraf ve diğer yedi sanığa, İran’a yönelik Amerikan yaptırımlarını delmek amacıyla milyar dolarlık suç örgütü kurmak, Amerikalı yetkililere yalan söylemek, kurdukları sahte şirketler aracılığıyla sahte belge üretmek, bazı Türk devlet memurlarına rüşvet vermek ve İran’a yönelik yaptırımları petrol karşılığında altın takasıyla delmekle suçladı.

Sarraf üstlendiği bu liderlik rolüyle, ülkesinde hem sosyal itibar, hem de finansal olarak büyük bir güç sağladı. Raporlara göre sadece 2012 yılında on milyar dolar tutarında anlaşmanın yapılmasını sağladı. “

‘TÜRKİYE’DE AÇILAN DAVA İLE BİZİM AÇTIĞIMIZ DAVA ÖRTÜŞÜYOR’

“Birkaç yıl önce, 2013 yılında, Türk savcıları Rıza Sarraf aleyhine bir dava açmıştı. İddialara göre, Sarraf’ın liderliğindeki suç örgütü, üst düzey hükümet yetkililerine verdikleri rüşvet karşılığında, ülkenin ihracatını arttırmak için Amerika’nın İran’a yönelik ambargosunu deliyor, petrol karşılığında altın gönderiyordu. Suçlamalarımızla nasıl örtüştüğünüzü görüyorsunuz.”

‘SARRAF DAVASINDA BİLAL ERDOĞAN VE BAKAN OĞULLARI VARDI’

“Peki Türkiye’deki Sarraf aleyhine açılan davaya ne oldu? Sarraf hepsinden kurtuldu. Hüküm giymedi ama beraat de etmedi. Çünkü hiçbir zaman yargılama olmadı. Çünkü Rıza Sarraf, ülkenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına hapisten çıkma kartına sahipti. Sarraf aleyhine açılan davada, Erdoğan hükümetinin bazı kabine üyeleri ve oğulları hatta Erdoğan’ın kendi oğlu Bilal’de vardı. O yılın Aralık ayında davayla ilgili soruşturma kapsamında tutuklanan ve gözaltına alınan kişilerin arasında çevre bakanının oğlu, ekonomi bakanının oğlu ve içişleri bakanının oğlu da vardı. “

‘ERDOĞAN SORUŞTURMAYI BAŞKA YÖNE ÇEKMEK İÇİN BASINI KULLANDI’

“İlk başta Erdoğan sadece kızgındı. Davaya, savcılara, Polise saldırdı. Başlatılan soruşturmaya ise ”Yargı darbesi” dedi . Pennsylvania'da sürgünde yaşayan Türk Müslüman din adamı Fethullah Gülen'i ve Türkiye'de etkili İslami ağını, kendisini koltuğundan etmek amacıyla soruşturmayı başlatmakla suçladı. Erdoğan, Türk halkının dikkatini soruşturma konusunda başka bir yöne çekmek için basını kullandı. Kendisini, düzenlenen komplonun hedefi olarak gösterdi.
KAYBEDİLDİ'
PAYLAŞ

‘ERDOĞAN GAZETECİLERİN ARAŞTIRMA YAPMASINI ENGELLEDİ’

“ Sonrasında ise Erdoğan daha fazlasını yaptı. Sadece savcıları eleştirmekle kalmadı gerçek gücünü kullandı. İlk önce savcıları görevden aldı. Binlerce polis memurunu başka yerlere tayin ettirdi. Yeni hakimler atadı. Parmaklıklar arkasında yer alan Sarraf ve kabinede yer alan bakanların oğullarını yetmiş gün içinde hapisten çıkardı. Gazetecilerin hükümetin yaptıklarını araştırmasını engelledi.”

‘TÜRKİYE'DE RIZA SARRAF ALEYHİNDEKİ AÇILAN DAVA YOK OLDU’

“Aralarında İstanbul Emniyet Müdürü’nün de bulunduğu polisleri kovdu. Yolsuzluk soruşturmasının başında olan savcıları tutuklattı, haklarında soruşturma açılması emrini verdi. Polis memurları, hakimler ve gazetecileri tutuklatıp haklarında soruşturma başlattı. Medya kuruluşlarını kapattı. Açılan davaların tamamen kapanması için soruşturmaya yeni savcılar atadı.”

‘BU DAVAYI ORTAYA ÇIKARAN KİŞİLERİN BİR ÇOĞU KAYBEDİLDİ’

“Daha da ileri giderek adalet bakanının yargıya yönelik daha fazla güç sahibi olması için yeni yasalar çıkardı. Ayrıca tüm ülke genelinde hakim ve savcıları atayan, Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri seçiminde Cumhurbaşkanlığı’nın yetkilerini arttırdı. Türkiye'de Rıza Sarraf aleyhinde açılan dava yok oldu. Bu davayı ortaya çıkaran kişilerin birçoğu da kaybedildi.
‘BENİM FETÖ SEMPATİZANI OLDUĞUM YALANINI SÖYLEDİ’

“Sarraf’ın aniden bir Amerikan mahkeme salonunda adaletle karşı karşıya kalması da Erdoğan'ın sessizce yerinde oturacağı anlamına gelmiyordu. NATO müttefikimizin Cumhurbaşkanı soruşturmamızı etkilemeye çalıştı. Halka benim Fethullah Gülen'in bir sempatizanı olduğum yalanını söyledi. İddianamede gizlilik kararı kaldırılıp, Gülen adı basına yansıyıncaya kadar bu adı hiç duymamıştım. Erdoğan, beni 2016 yılında hükümetine karşı düzenlenen başarısız darbeye yardım etmekle de suçladı. Keşke o güzel ülkeye gitmiş olsaydım ama Türkiye'ye hiç ayak basmadım.”

‘ERDOĞAN’IN DAVAYA DOĞRUDAN MÜDAHİL OLDU’

“ O bundan daha fazlasını da yaptı. Basında yer aldığı gibi Obama yönetiminin son haftalarında, Erdoğan şahsen Başkan Yardımcısı Biden ile bir araya geldi. Yabancı bir ülkenin Cumhurbaşkanı, Washington’a gelip ABD’li görevli bir savcıya saldırabileceğini, bir Amerikan suç soruşturmasına kendi tarzıyla müdahale edebileceğini düşündü. İki ana gündem maddesi vardı. Kovulmamı ve Sarraf’ın serbest bırakılmasını istedi.

Cumhurbaşkanı’nın Biden yaptığı ile doksan dakikalık görüşmenin yarısı, Sarraf davasıyla ilgiliydi. Erdoğan’ın eşi de Jill Biden’a Sarraf davası konusunu açmıştı. Türk Adalet Bakanı, o zamanlar Adalet Bakanı Loretta Lynch'i ziyaret edip, Sarraf’ın serbest bırakılmasını istedi. Erdoğan, Obama ile telefon konuşmalarında davayı tartıştı”.
‘SARRAF SONUNDA ERDOĞAN’I DA YOLSUZLUKLA SUÇLADI’

“Bunu bir düşünün. Kovulmadım ve Sarraf serbest bırakılmadı. Ben kovulduktan sonra aylarca hapiste kalan Sarraf, fikir değiştirip hakkındaki suçlamaları kabul etti. Kendisiyle birlikte yargılanan sanık (Mehmet Hakan Atilla) aleyhine tanıklık yaptı. Bir duruşma sırasında Erdoğan'ı yolsuzlukla suçladı. “

‘SARRAF DAVASI ÖRTBAS EDİLDİKTEN SONRA TÜRKİYE’DE YÖNETİM OTOKRASİYE DÖNÜŞTÜ’

“Sarraf davasında görev yaptıktan sonra ne öğrenilir? Muhtemelen birçok şey, ama ben iki ders çıkarttım. Adalete müdahalenin, ister Amerika, ister Rusya ister Türk Cumhurbaşkanı tarafından yapılması, adalet arayanların şeytanlaştırılması, adalete olan inancı yok edip adaleti tehlikeye atar. Erdoğan, 2013'ten beri devam eden aleyhindeki davayı örtbas ettiğinden beri, Türkiye’de yönetim gittikçe daha fazla otokrasiye dönüştü. Basının ağzı bağlandı.”

‘TÜRKİYE’DE ÖZGÜRLÜKLER AZALDI’

“ Özgürlükler daha da azaldı. Erdoğan’ın paranoyası ve kendini koruma içgüdüsü, hiç kuşkusuz darbe girişimi ile güçlendi. Erdoğan’ın usulüne uygun olarak devam eden bir davaya şahsen müdahale etme kararı talihsiz bir şekilde otokrasiye giden yolda bir kilometre taşı oldu. Hiçbir şey bunun Amerika'da da olamayacağını söylemez”

‘HİÇ KİMSE KANUNLARIN ÜZERİNDE OLAMAZ’

“İnsanların adalete açlığı ve adaletin ortaya çıkışı. Bahsetmiştim, çünkü Türkiye'de bana olan bu inanılmaz ilgi, adalete duyulan açlıktan kaynaklanıyordu. Hiç kimse kanunların üzerinde olmaz, güçlü imtiyazlı kişiler hesap verebilir ve cezaları affedilmezse, yolsuzluklarla mücadele edilebilir. Sonuçta kimsenin yasaların üzerinde olmadığı hükümetler, her yerdeki uygar insanların hayalidir. Güçlü ve yozlaşmamış adalet sağlamak, büyük ve küçük her durumda insanlara inanç verir”.

Kaynak: VOA Türkçe

Bunlar da İlginizi Çekebilir